Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          İletişim          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv

Haberler - SAHÎBİNE TASMA SÖZLER... - www.magicfm92.com.tr
   
 SAHÎBİNE TASMA SÖZLER...

SAHÎBİNE TASMA SÖZLER...
 Yazı Boyutu

 Tarih : 1.6.2012 - 00:22:37


Onlar haklarını arıyorlardı. Anayasa ve yasaların kendilerine verdiği sendika seçme hürriyetlerini kullandıkları için işten atıldılar.

 

           BAHANE

Karabük Milletvekilleri M.Ali ve Osman Bey’ler Karabük basını ile bir araya gelmiş ve devam etmekte olan yatırımlarla ilgili açıklamalarda bulunmuşlar.

Yatırım dedikleri yılan hikayesine dönenler. Olimpik yüzme havuzu, kültür merkezi, 300 yataklı hastane.

Şimdi, lütfen hafızalarınızı bir yoklayın.

Karabük kaç yıldır bu konuları konuşup tartışıyor.

Her şeye verecek bir cevapları var maşallah.

Şimdi aksaklıkları bürokrasiye bağlıyorlar.

AKP iktidarının ilk 3 yıllık bölümünde 1750 bürokrat ve yönetici görevden alındı, 4 bin 906 bürokrat ve yöneticinin görev yeri değiştirildi.

Dikkatinizi çekerim yukarıdaki rakam ilk 3 yıl.

Geri kalan 7 yılda yukarıdaki rakamın 7 katı atama olmuştur.

Yani, Türkçesi yakındıkları bürokratlar da kendilerinin göreve getirdikleri bürokratlar.

Atalarımız “At sahibine gör kişner” demiş ya.

Başbakanı sırtından atan at bürokratlara kişnemeyi de öğretmemiş her hal.

 

 

                SAHÎBİNE "TASMA" SÖZLER...

Aslında bir şeyler karalamıştık biz de.

Amma, Mustafa ağabey’in o nefis üslubu ile kaleme aldığı yazıyı görünce kesip attık kendi yazdığımızı.

Gördük, siz de haberdar olun istedik.

Yüreğine sağlık Mustafa abi.

“Şahsîyetimi çok inciterek bir âlet olsam kesinlikle paratoner olurum!

Veya incinmekten vazgeçip -kalem dışında- herhangi bir âletçiliğe heveslensem sînemde bir paratonerle dolaşırım!

Bütün şimşekleri üzerime çekip ne zaman, nerede, kimi vuracağı belli olmayan yıldırımları, sînemde dindirmeyi tercih ederim.

Bu aynı zamanda tercîhim olan yalnızlığımı, yalnız kullanılma mecbûriyeti olan paratonerle güçlendirerek tescîllemem olurdu!...

Öğrendikçe hiçbir şey bilmediğini öğrenen insanın, insanlığın en büyük belâsının cehâlet olduğunu, ilk günden beri anlamadığı, anlatamadığı kesin!

Gerçek anlamda bilgenin olduğu bir yerde; kimsenin, kimseyi incitmek gibi bir zûlmü olabilir mi? Bilmediğini bilen bilgelerin olduğu yerde, biliyorum diye ukalalaşan cahile iltifât olur mu?

Milattan 500 yıl önce; "En bilgili benim çünkü Atinalılar hiçbir şey bilmiyorlar ve bilmediklerini de bilmiyorlar oysa ben hiçbirşey bilmiyorum ve hiçbirşey bilmediğimi biliyorum. Bu yüzden ben onlardan bilgeyim." diyenSokrat ile; "Bilmediklerimin üzerine çıksam başım arşa değer." diyen Mevlâna arasında ve; "Sen kendini bilmezsin, bu nice okumaktır?" diye sorgulayan Yunus arasında bir fark var mıdır?

Öğrenmenin sınırının olmadığını, en çok bilenin bile mutlak bilgi karşısında bir hiç olduğunu bilmeyenin bilgeliği söz konusu mudur?

Her konuşanın, meselâ bir bebek veya papağanın konuşmayı bildiğini iddia edebilir miyiz?

Dört işlemin adını duyup hesap makineleriyle toplama-çıkarma-çarpma-bölme işlemlerini yapan kişinin matematiğine güvenilir mi?

Edebî sanatların adını bile duymamışlardan; neyin, ne zaman, niye söylendiğinin hikâyesini bilmeyen ve merak etmeyenlerden edebî yazı, hitâbet beklenebilir mi?

Nâ-dânların, nobranların, terbiyesizlerin danışmanlığıyla yönetim yapanların, hatâdan başka işi olabilir mi?

"Altın bilezik"in ne olduğunu unutup veya hiç bilmeden, "Altın tasma" ile caka satan, kendini hür zanneden en tehlikeli kölelerin kurumlaştığı, kurumsallaştığı bir yerde, -adı ister demokrasi, ister ileri demokrasi olsun- düzenden, huzûrdan bahsedilebilir mi?

Bütün demokratların tenkît ettiği ama dünyanın en ileri demokrat ülkelerinden bile daha demokrat bir uygulama olan, her Cuma Namazı sonrası; "Mağrûr olma Pâd-şâhım, Sen'den büyük Allah var!" uygulamasını unutanların demokratlığı, olabilir mi?

"Kulağından tutar kapının önüne koyarım." diye ezbere kullanılan teşbîhten, eşeğin kulağından tutularak yönetildiğini bilerek veya bilmeyerek kabinesindeki Bakanlardan bahseden birinin; "Merd-i Kıptî şecaat arzederken sirkâtin söyler." meselini sıkça kullanırken Kıpti'nin çingene yani roman olduğunu ve bu sözle bütün romanları hırsızlıkla ithâm ettiğinin farkında olmayan birinin papağandan bir farkı kalır mı?

Kuş olduğunun farkında olmayan papağanın, yüzdüğünün farkında olmayan balığın, havada-karada-suda ve suyun altında hareket kabiliyetinin farkında olmayan karabatağın, kudret veya gücünden bahsedilebilir mi?

Yine milattan önce, öğlen güneşinde elinde kandille kalabalık içinde insan arayan Diyojen'e nâ-dândan başkası gülebilir mi?

"BOP Eş Başkanı olarak bizim de bölgede görevlerimiz var." diyen birine; "Nûn! Yemîn olsun kaleme ve yazanların satır satır yazdıklarına," (Kalem-1) ta'rifli kalem erbâbına "tasmalı" diyebilen birine, kendi mantığıylatasma bağının uzunluğunu, anlatabilmenin bir imkânı var mıdır?

''Ne günlere kaldık ey Gâzi hünkar,/ Katır defterdâr oldu, eşek mühürdâr.'' diyerek devrini tarihe resmeden Ziya Paşa'yı yeterince anlamış mıyız?

Kalabalık oy sahîplerini yönlendiren "Rey Sahîbi Kişiler" hâlâ rahlelerinden başlarını kaldırmayacaklar mı?

Geç kalanın vebâlinin artacağını hatırlatabilecek güçte nüktedânlar var mıdır? Varsa neyi beklerler? Vesselâm...

"YANLIŞ SÖZ, SAHÎBİNE TASMADIR." (Kutadgu Bilig)” Mustafa ASLAN

 

 

ELLER YAKALARDA         

Aradan yıl geçti.

Kim bilir nerelerdeler, ne yapıyorlar, arayanları, soranları var mı?

Ne yiyorlar, ne içiyorlar?

Onlar haklarını arıyorlardı.

Anayasa ve yasaların kendilerine verdiği sendika seçme hürriyetlerini kullandıkları için işten atıldılar.

İşveren performans falan dese de, mahkeme sendikal neden dedi.

Gaz yediler, jop yediler, işlerinden edildiler.

Sahi şimdi ne yapıyor o insanlar?

Neredeler?

Ya Kardemir işyerlerinde çalışanlar?

Sıkıntılarını dinleyen var mı?

Onları bu hale düşürenler utansın.

70 milyonun hakkını hisse oyunları ile gasp edenlere payeler verenler utansın.

Demek ki, emek bu kadar ucuz.

Demek ki, ülkede hukuksuzluk paye nedeni.

Hukuk tanımama el üstünde tutulma bahanesi.

Ve; ne yazık ki, hukuk adamları, devlet adamlarını yetiştirmesi gereken, doğruluğu, dürüstlüğü öğretmesi gereken üniversiteleri yönetenlerin de öğrenecek çok şeyleri var.

Yüzlerce işçinin elleri, ailelerinin, ana babalarının, çoluk çocuklarının elleri hak hukuk tanımayanların yakalarında.

Artı bir.

Tabii bizimkisi de artı bir

 

 

 

FİLİ YENEN KARINCA !..

Bir başka alem bu sanal alem.

Farklı bir dünya.

Neyi almak isterseniz onu buluyorsunuz.

Biz de zaman zaman faydalanıyoruz.

İşte onlardan bir tanesi.

Silivri Toplama Kampından yazılmış.

Bir Milletvekilinin imzasını taşıyor.

İşte o hikaye;
“Fil, kendisini ormanın en güçlü hayvanı ilan etmiş. Bütün düzeni değiştirmiş, yeniden kurmuş.

Aslan, kaplan, ayı, manda…
File karşı çıkan olmamış ormanda.
Fil, önce kendi yerini sağlamlaştırmış, “Herkes kendi arasında nasıl yaşarsa yaşasın, beni ilgilendirmez. Ama herkes benimle ilişkilerine dikkat etsin. Bütün kuralları ben koyacağım. Ormandakiler de ona uyma özgürlüğünü kullanacak” demiş.
Etkisini genişletmiş zamanla fil.
En güçlü o, tek yetkili o, gerisi sefil.
Artık sadece fille ilişkiler değil, bütün hayvanların kendi aralarındaki ilişkiler de filden ve çevresinden sorulur olmuş.
Öyle ki, ormandaki nüfus artışı bile filin işi olmuş. Tek tek doğum yapan hayvanlara kızmış, “Bakın bir seferde 4-5 yavru doğuranlar var. Ne bu tembelliğiniz. Benimle oyun oynamayı bırakın, gidin genlerinizle oynayın, daha çok yavru doğurun” diye çıkışmış.
Her şeyi sineye çekmiş ormandakiler.
“Yeter ki” demişler, “boşalmasın kiler”.

Filin “değişiyoruz, değişiyoruz” naralarıyla girmiş orman şekilden şekle.
İş o noktaya gelmiş ki, eşit sayılmış maymun eşekle. Zira fil, kimi kime uygun görürse ona göre şekillenirmiş ormanda yaşam.
Bir tek, “Ne güzel buyurdunuz”, “Biz de tam böyle yapacaktık”, “Bundan daha mükemmel olamazdı”, “Bu hızla bütün ormanları geçeriz” sözlerine izin veriliyormuş. Öteki bütün sözler“istikrar bozucu” bulunuyormuş.
Arada hakkını aramaya kalkan olursa hemen müdahale ediliyormuş. Üzerine, “geber gazı” sıkılıyormuş. Filin bir özelliği de kindar olmasıymış. Kendisine yapılan hiçbir şeyi unutmuyormuş. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, intikamını alıyormuş.
Hortumuna geleni vuruyor, ayağına geleni eziyormuş. Hiç kimseyi dinlemiyormuş. Bir gün söylediği ertesi güne uymuyor, doğru budur diyeni duymuyormuş. Bundan karıncalar da payını almış, yuvaları filin ayaklarının altında kalmış. Tam o sırada bir karınca, fil hortumunu topraktan çıkarınca, girmiş hortumun içine.
Karınca az gitmiş uz gitmiş, kendisine hortumun içinde iyi bir yer etmiş.
Fil başlamış kaşınmaya. Hortumunun içi karıncalanıyor, nedenini anlayamayınca beyni de karıncalanıyormuş.
Kalınca bir ağacın yanında durmuş, hortumu gövdesine vurdukça vurmuş. Bir türlü karıncalanmayı gideremiyormuş.
Üstelik hortumu da fena halde acımaya başlamış.
Bir hamle daha ağacın gövdesine vurunca, ağaç devrilip üzerine düşmüş. Fil ilk kez bu kadar âciz duruma düşmüş.
Bereket demiş kimse yok etrafta, arada bir yanından geçtiği koca kayanın nerede olduğunu düşünmüş, hah şu tarafta.
Bu kez kayalara vurmuş hortumunu, arada geçen olursa duruyormuş, anlatamıyormuş durumunu.
Hortumu kayaya vurdukça kaşıntıları artmış, kaşıntıları arttıkça daha çok vurmak istemiş.
Derken iflas etmiş bedeni, anlayamadan nedeni, uzanıp kalmış fil…”

 





  Editör :  Editör

3379 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 10 Puan Verildi
 Kaynak :  www.magicfm92.com.tr

 Kategori ¬ Haberler

  Yorum ( 1 )   

 bayram kurşun

Tarih : 2.6.2012 17:48:16  

  önemli olan kıral çıplak diyebilmek..

Kayıtlı İp: 88.230.181.138


öncelikle agzınıza yüreginize saglık , bütün bu yapılanların haksızlık hukuksuzluk oldugunu herkes biliyor. ama sadece ve sadece dünya çıkarları için sustular ama hiç kimse şunu unutmasin ki bu topragın üstü varsa altıda orada herkes bülbül gibi öter. ben dogru bildiklerini dogrudur diyenlere teşekkür rdiyorum . ve diyorum ki herşeye ramen yargıya güvenmek istiyorum . bunlar karabükte katliam yaptılar ve birileri de göz yumdular. yazıklar olsun bakar körlere.
  Sayfalar : İlk Sayfa - [1] - Son Sayfa

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru

Henüz Duyuru Eklenmemiş

 
 Köşe Yazıları

İlhan ALPBOĞA

İlhan ALPBOĞA ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Haber Eklenmedi.
Bu Ay içinde Haber Eklenmedi.
 
 Takvim

Ocak 2018

Pts Sal Çrş Prş Cum Cts Pzr
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 3
 Bugün : 267
 Dün : 460
 Toplam : 505666
 Ip No : 54.91.16.95
     

 
 Son Haberler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Haberler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 3.8098 3.8167
  Euro 3.4313 3.4540
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



 

 



 
 

 Posta Oku                              © Copyright - 1992- www.magicfm92.com.tr - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu sitede Çilem.Net Yazılımı kullanılmaktadır.