Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          İletişim          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv

Haberler - NE TEMMUZUN SICAĞI NE ENGELLER - www.magicfm92.com.tr
   
 NE TEMMUZUN SICAĞI NE ENGELLER

NE TEMMUZUN SICAĞI NE ENGELLER
 Yazı Boyutu

 Tarih : 31.07.2012 - 12:23:01


Safranbolu merkezli kıyamet koparan bir operasyon yapıldı. Idısına dıdısına girecek değiliz, çünkü dava sürüyor. Operasyonda etkin rol alan bir komiser muavini apar topar tayin edildi.

 

KARABÜK BİR SICAK Kİ

 

Karabük bir sıcak ki, sormayın.

Temmuz ayının bunaltan sıcakları bir de mevsim normallerinin üstünde seyredince hiç çekilmez oluyor.

On bir ayın sultanı bu sıcaklara denk gelince hararet bir kat daha arttı.

Siyasette hararet.

Bürokrasi hararet.

Kardemir’de başka bir hararet.

Değmeyin gitsin.

Hararetin söndürülmesi havanın seyrine bağlı.

Araç ve soğanlı dereleri ve onların birleşimi ile Filyos ismini alan nehir de bu harareti söndürmeye yeter mi?

Yoksa hep birlikte Kütahya’nın Pınarlarını mı düşünsek?

 

 

NE TEMMUZUN SICAĞI NE ENGELLER

 

Doğrularımız var.

Yanlışlarımızda elbette.

Merhum Abdurrahim Karakoç’un 1978 yılında baştan sona ezberlediğimiz Vur Emri Şiir Kitabındaki yeminle YEMİN ETMİŞ

“Canım sağ oldukça rahmetli babam, ak sütüm emziren ihtiyar anam susarsam hakkını helal etmesin

Yerindedir daha aklım iradem, ilk nebi ilk insan Hazreti Adem susarsam hakkını helal etmesin” diyerek  yolumuzu çizmiş, “Zulüm Azrail olsa hep hakkı tutacağım. Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.” Deyişi ile çeliklenmiştik.

Aradan onca sene geçti.

Hep kaybetme pahasına eğilmeden bükülmeden inandıklarımızı savunduk, inandıklarımızın yanında yer alma gayretinde bulunduk.

2010 Temmuzunda ekmek diyen, emek diyen, hukuk diyen, ezilmiş, horlanmış, ötelenmiş insanların yanında yer aldık.

Nerede ise tüm şehir, nerede ise tüm basın, hatta yöneticiler hor gördükleri bu insanların mücadele azimlerini kırmak için akıllara durgunluk veren yöntemler geliştirdiler.

Ama yürüdükleri yolun doğru olduğuna inanan Kardemir işçisi öyle bir kenetlendi ki.

Adeta destanlaştılar.

Ne yedikleri joplar.

Ne eş ve çocuklarına sıkılan biber gazları.

Ne Karabük Valisinin 4 kişi yan yana yürümeyecek genelgesi.

Ne işverenin atarız tehditleri sökmedi.

Onlar ekmeklerinin peşinde idiler ve eşleri çocukları sofraya bir dilim ekmek fazla koyma mücadelesinde hep yanlarında idi.

Ne Temmuz’u sıcağı, ne engeller bu direnişe mani olamadı.

Karabük böyle bir direnişi yine 8 Kasımda göstermişti.

O da ekmek ve emek mücadelesi idi bu da.

Buna inandık ve Magic FM Radyosunda onların sesine kulak verdik.

Seslerine ses olmaya çalıştık.

Bu gün de öyleyiz.

Kimse bizi kendi kalıbını sokmaya çalışmasın.

Biz inandığımız değerleri savunur Hak’kın yanında yer alırız.

Çünkü gören gözler ve duyan kulaklar vermiş rabbimiz bize.

Eşlerinin Haklı davalarını anlatabilmek için kapılarda kovulan Nebahat Işık’ı görmüşüz.

Rahatsızlığına aldırmadan eşinin arkadaşlarının yanında yer alan Kuşun Hanımefendiyi, Sevgi Oral’ı, açlık grevlerinde babalarını yalnız bırakmayan çocukları.

Unutmak mümkün mü?

İsimlerini sayamadığım hak yolcuları alınmasın.

Hepsi kararlılıkla davalarına sahip çıktılar.

Yılgınlık olmamalı.

Vazgeçmek olmamalı.

Herkes bilir ki vazgeçmek tükenmektir.

Kimin kiminle meselesi varsa, kimin kime kırgınlığı dargınlığı varsa ötelemeli.

Gün birliği koruma günüdür.

Şekil, şemal dağılır.

Maskeler gün gelir yırtılır.

Haydi hep birlikte;

Kırılır da bir gün tüm dişliler 
Döner şanlı- şanlı çarkımız bizim 
Gökten bir el yaşlı gözleri siler 
Şenlenir evimiz barkımız bizim.”

Biz kendimizi biliyoruz.

Biz bizi biliyoruz.

Siz de birliğin gücünü bilin.

 

 

HIZIRI BEKLEMEK

Karabük enterasan bir şehir haline geldi diyoruz da;

Enterasanlıklar bir-bir ortaya çıktıkça bu şehrin gerçek sahiplerini aramak hep bizim gibi bağlantısızlara mı düşer diye merak etmeye başladık doğrusu.

Bilindiği gibi Karabük Defterdarı yaş haddinden emekli oldu.

Karabük Defterdarlığı vekaletle yürütülmeye başlandı.

Enterasanlık burada ortaya çıktı.

Defterdar yardımcısı dururken, vekalet vergi dairesi müdürüne verildi.

Defterdar yardımcısı vergi dairesi müdüründen yüksek mi dir?

Hali ile evet.

Vekalet neden defterdar yardımcısına değil de vergi dairesi müdürüne verilmiştir?

Biz bilemeyiz.

Vekalete onay verenlerin bildikleri bir şey var ise bu durum kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

 Demişken;

“Bir padişah Hızır’ı görmek istiyordu. Bir gün bunun için tellallar çağırttı “Kim bana Hızır’ı gösterirse onu armağanlara boğacağım.” Dedi.  Birçok oğlu uşağı olan fakir bir adam bu işe talip oldu. Karısına dedi ki: “Hanım ben padişaha Hızır’ı bulacağımı söyleyip ondan kırk gün izin alacağım. Bu kırk gün için padişahtan size ömrünüz boyunca yetecek yiyecek, içecek ve para alırım. Kırk günün sonunda Hızır’ı bulamayacağım için benim kelle gider, ama siz rahat olursunuz.”
Adamın karısı kanaatkar biriydi “Efendi biz nasıl olsa alıştık böyle kıt kanaat geçinmeye Bundan sonra da idare ederiz, vazgeç bu tehlikeli işten.” Dedi. Ama adam kafaya koymuştu. Padişaha gidip Hızır’ı bulacağını söyledi. Bunun için kırk gün izin istedi, Hızır’ı bulmak için koşuşturacağı kırk gün zarfında ailesinin geçimi için sarayın ambarından tonlarca yiyecek, içecek ve nakit para aldı. Bunları evine teslim edip kırk gün ortalıktan kayboldu. Kırk günün bitiminde padişahın huzuruna çıkıp her şeyi itiraf etti:  ‘Benim aslında Hızır’ı falan bulacağım yoktu. Ailece sıkıntı çekiyorduk , Hızır’ı bulacağım diye sizden dünyalık almak istedim” dedi. Padişah buna çok kızdı: “Padişahı kandırmanın cezasını hayatınla ödeyeceğini hiç düşünmedin mi?” diye bağırdı. Adam da her şeyi göze aldığını söyledi. Bunun üzerine padişah yanında bulunan üç veziriyle görüş alış verişinde bulundu Birinci vezire sordu:
- Padişahı kandıran bu adama ne ceza verelim?
- Efendimiz, bu adamın boğazını keselim, etini parçalayıp çengellere asalım
Bu sırada peyda olan, nurani, ak sakallı bir ihtiyar 1. vezirin sözleri üzerine şöyle dedi: Küllü şeyin yerciu ila asıhı”
Padişah ikinci vezirine sordu:
- Bu adama ne ceza verelim?
- Hükümdarım bu adamın derisini yüzüp içine saman dolduralım
Biraz önce ansızın ortaya çıkan ihtiyar yine “Küllü şeyin yerciu ila aslını” dedi
Padişah üçüncü vezire sordu:
- Ey vezirim sen ne dersin, beni kandıran bu adama ne ceza verelim?
- Padişahım, bana göre bu adamı affedin. Size yakışan, sizden beklenen budur. Bu adam önemli bir suç isledi ama sanıldığı kadar da kötü biri değil. Çünkü çoluk çocuğunun rahatı için kendini feda edebilecek kadar da iyi yürekli.
Nurani ihtiyar yine söze karıştı: “Küllü şeyin yerciu ila asıhı”
Bu defa padişah o yaşlı zata yöneldi:
- Sen kimsin? İkide bir tekrarladığın o laf ne demektir?
ihtiyar cevap verdi:
- Senin birinci vezirinin babası kasaptı Onun için kesmekten, etini çengellere asmaktan bahsetti. Yani aslını gösterdi. İkinci vezirin babası yorgancı idi, yorgan yastık, yatak yüzlerine yün, pamuk vb doldururdu O da babasına çekti.
Üçüncü vezirin ise babası da vezirdi O da soyuna çekti, büyüklüğünü gösterdi Benim söylediğim söz “Herkes aslına çeker” demektir Vezir istersen (üçüncü veziri göstererek) işte vezir, Hızır istersen (kendini göstererek) işte Hızır, bu adamı mahcup etmemek için sana göründüm, dedi ve kayboldu.”

Doğru işler için Hızır’ı beklersek vay halimize.

Bilmem anlatabildik mi?

 

 

 

SAFRANBOLU’DAN BİR KOMİSER SÜRÜLDÜ

 

Hatay Dörtyol’daki olay basına yansıyınca kıyamet koptu.

Polis gördüğünüz görüntülerden farklı değil.

Sahibi yok anlayacağınız.

Yakasına iktidar rozeti takan ali kıran baş kesen kesiliyor.

Hatay demişken burnumuzun dibinde yaşanan bir olayı da gündeme getirelim istedik.

Safranbolu merkezli kıyamet koparan bir operasyon yapıldı.

Idısına dıdısına girecek değiliz, çünkü dava sürüyor.

Operasyonda etkin rol alan bir komiser muavini apar topar tayin edildi.

Yanlış duymadınız Şanlı Urfa’ya gönderildi.

İşin ucu siyasilere dayanmıştı.

Kimsenin haberi olmadı.

Kimse bu komiser muavinini haber yapmadı.

Biz de unuttuk aslını isterseniz.

Ama siyaset kurumu sen misin benim yakınlarıma bulaşan dedi ve tabiri caiz ise defterini dürüverdi.

Şimdi polisten görev bekleyin.

Hırsızı, uğursuzu, katli, caniyi tut kolundan getir deyin.

 




 

 

 


  Editör :  Editör

940 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 5 Puan Verildi
 Kaynak :  www.magicfm92.com.tr

 Kategori ¬ Haberler

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru

Henüz Duyuru Eklenmemiş

 
 Köşe Yazıları

İlhan ALPBOĞA

İlhan ALPBOĞA ¬
Yazı Eklenmemiş
 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Haber Eklenmedi.
Bu Ay içinde Haber Eklenmedi.
 
 Takvim

Ekim 2017

Pts Sal Çrş Prş Cum Cts Pzr
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 9
 Bugün : 298
 Dün : 464
 Toplam : 471728
 Ip No : 54.80.209.254
     

 
 Son Haberler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Haberler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 3.6595 3.6661
  Euro 3.2228 3.2442
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



 

 



 
 

 Posta Oku                              © Copyright - 1992- www.magicfm92.com.tr - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu sitede Çilem.Net Yazılımı kullanılmaktadır.